Son Dakika

Hayali Karakter, Gerçek Tarih ve İki Kız Kardeş

Kerim Caymaz

Hayali Karakter, Gerçek Tarih ve İki Kız Kardeş...

'Belleğimi sonsuza dek silmek, acıyı bilememenin hayalini keşfetmek için efsanevi ve zor bulunan Unutkanlığın mavi gölünü çiçeklerle kaplayıp örtmeyi denedim. Örttüm de aslında, fakat çiçeklerin renkleri bana neredeyse 90 yıl önceki yaz aylarını hatırlatıyor, dönüm noktasıydı, aklıma fazla takıldığı ile kalıyor. Zaman öyle kısa ki..'’

Bu sözler yaşamı boyunca suçluluk içinde kaçtığı gerçeğin hafızasındaki izlerini silmek isteyen birine, Johan Thoms'a ait. Saraybosnada yaşayan J.Thoms zeki ve eğitimli bir gençtir. Yaşının küçüklüğüne rağmen oldukça yüksek maaşlı bir işi vardır.İlk bakışta şans gibi görünen bu iş, onun hayatını bambaşka noktalara sürükleyecek, bununlada kalmayıp dünyanın kaderini değiştirecektir.

Thoms 1.dünya savaşının başlangıç nedeni olarak görünen, Saraybosna suikast'inde öldürülen Arşidük Franz Ferdinand'ın şoförüdür.

Yetenekli ve bilgili bir gençtir... Henüz yedi yaşındayken bir satranç ustasını mat etmiştir. Ne ilginçtir ki bundan 13 yıl sonra , tam da 28 Haziran 1914 günü arabayı geri geri süremediğini fark etmesi, bir dönemin bitmesine ve dünyanın bambaşka bir geleceğe sürüklenmesi neden olacaktır...

Vesile olduğunu düşündüğü suikast ve sonrasında yaşanan sarsıntılardan kendisini suçlar, adeta bu trajedinin başlamasındaki odak kendisidir.

Dünya savaşını başlatan olaylar zincirinin ateşleyicisinin kendisinin olduğuna duyduğu inanç onu pişmanlık ve suçluluk duygularıyla örülmüş bir akıntıya sürekler.

Genç Thoms kafasında yarattığı cehennemden kaçarken, geride ailesini, hayallerini ve hayatının aşkı Loreli'yi geride bırakır.
Artık bu trajik deneyim onun hep unutmak isteyeceği bir anı olarak kalacaktır…

Ülkesinde çıkan iç savaşın yarattığı kargaşa, zaten kötü giden yaşamlarını allak bullak etmiştir.

Son yıllarda yaşadıkları kuraklık ile, zaten açlık sınırında yaşamalarının vesilesi iken, birde yaşanan iç savaşın şiddeti bu defa yaşamlarının doğal olarak sonlanmasının ötesine, yanı başlarına getirmiştir.

Vurularak öldürülme tehlikesi çok yakınlarındadır artık... Kendi savaşları ise sadece karınlarını doyurmaktır. Kendilerinin olmayan bu anlamsız savaş ise yanı başlarındadır...

Kaçmaktan başka çare yoktur. Terk ederler evlerini ve kurumakta olan küçük topraklarını...

İki kızı vardır babanın, biri sekiz diğeri dört. İkisinin de kalbi deliktir. Bunu küçük terk ettikleri kasabanın parlak genç doktoru teşhis etmiştir. Zaten anlaşılamayan bir ten rengi sarılığı ve kalbinin iyi pompalamadığı kanın artık dolaşamadığı tırnaklarının morarmış renginden belli olmaktadır tuhaflığın kötü haberi. Üstelik tedavi edilmese ölecektir en yakında büyük kızı,belki sonrada küçük kızı. Birkaç eşya alarak derin bir acıyla komşu ülkeye sığınmacı olarak kasabalarından hareket ederler...

Hem kaybedecek bir şeyleri yoktur, hem de çok şeyleri vardır... Sığınmacı olarak geldikleri ülkenin topraklarında karantinada bekletilirken hızlıca yapılan sağlık kontrolünde Baba telaşla anlatmaya çalışır kızlarının durumunu.. Çevirmen herşeyi doktara anlatır. Hemen kızlar ayrı bir kısma ayrılır. Durum valiliğe bildirilir. Birkaç gün sonra helikopterle sığındıkları ülkenin en gelişmiş noktasına, İstanbul'a, kalp ameliyatı olmak üzere yola çıkacakları haberi gelir.

Baba sevinçten yığılır olduğu yere, Annenin ise göz pınarları çağlar sevinçten... Kalp ameliyatını önce sekiz yaşındaki kız çocuğu olacaktır. Sonra da kardeşi… Büyük kız 33 yıl sonra Birleşmiş Milletler kürsüsünden yaşadıklarını hiç unutmadan barışı haykıracaktır.

Artık ülkesinin ilk kadın başkanı olacaktır…

I.bölüm, Ian Thornton'un "Johan Thoms'un felaketlerle dolu muhteşem hikayesi" adlı romanından esinlenildi.

İkinci bölüm ise, geçenlerde ülkemize sığınan mülteci bir ailenin yaşadıklarından esinlenildi ve gelecek kurgulandı.

Saygılarımla,

Yorum Ekle

Yorumlar