Son Dakika

Cumhur, Cumhuriyet ve Beklentiler

Yahya Demeli

Cumhur, Cumhuriyet ve Beklentiler...

Cumhuriyetin 91. yıldönümünü kutlarken, ülkemizi yakından ilgilendiren, rahatsız eden küresel kriz, çözüm süreci, terör olayları, HDP'nin uzlaşmaz tutumu ve problemlere çözümler ararken, esas düşünülmesi gereken Türkiye'nin önceliklerinin belirlenmesi gerekir.

Cumhuriyet kelimesi dilimize Arapça “cumhur” kelimesinden gelmiş ahali, büyük kalabalık demek olup, milleti ifade etmek için de kullanılır. Siyasî bir rejim olarak cumhuriyet; halka dayanan, gücünü halktan alan egemenliğin bir kişi veya zümreye değil, toplumun bütün kesimlerine ait olduğunu ifade eden bir devlet şeklidir. Dolayısıyla iktidarın millete ait olduğu bir sistemdir.

Cumhuriyet; millet tarafından seçilen, parlamentoya dayanan ve başında  cumhurbaşkanı olan siyasi bir rejim şeklidir… Aristo, cumhuriyeti; "Umumun menfaatini gözeten halk idaresi" diye tarif eder. Montesquieu ise, cumhuriyet rejiminde üç ana  kuvvet  (yasama, yürütme, yargı) bulunduğunu; bunların birbirine karşı bağımsız ve denetleme esasına göre işleyen, başında seçimle gelmiş yöneticilerin olduğu siyasi rejim olarak ifade etmiştir.

Cumhuriyet'in temel esasları 'tam bağımsızlık' ve 'milli egemenlik' dir. Türkiye Cumhuriyetinin temeli Türk kültürüdür. Türk kültürü ne bir ırkçılıktır, ne de ayrımcılıktır. Tam aksine kaderde, kıvançta, coşkuda ve tasada bir olmaktır. “Türk milleti'nin çağın en ileri ve güçlü kültür ve medeniyet hamlesinin vazgeçilmez savunma siperi cumhuriyet'tir.”  (A.Edibali)

Cumhuriyet demokrasiyle gelişir ve hayat bulur. Bugünkü sıkıntılarımızın bir kısmı Cumhuriyetimizi demokratikleştirmekten geçiyor… Güçlü devlet, güçlü millet demektir. Hükümet, millete mükemmel hizmet götürmek amaçlı teşkilatlı yönetimsel güçtür. Hükümet; millete rağmen değil, millete bağlı devlet yönetimidir. Elbette millet, koruduğu devletinden kusursuz hizmet bekler. Devletin bekası ve milletin ilası, milletin mesut yaşaması için; siyasetin ve siyasetçinin yerli, rahmani siyaset üzere olması zarurettir.

Bütün sorunların sebebi olan insan, çözümün de kendisi olduğu iddiası ile birçok yıllarını heder edip gitmiştir. Ülkemizi yıllarca idare edenlerin yüzünden kaybettiğimiz insan ve para kaybının hesabı yoktur. Kaybedilen insan ve maddi kayıplarımız bu gün pek çok küçük devletlerin hayatını değiştirecek düzeydedir. Nitekin 68 yıllık çok partili demokrasi serüvenimizde; geriye doğru şöyle bir baktığımızda lider kavgalarından başka bir şey gündemi meşgul etmemiştir. Demokratik, sosyal hukuk devletini yaşatmada, mutlu bir memleketin oluşmasında herkesin üzerine düşen; milli, insani, vicdani bir sorumluluğun olduğu bilinmelidir.

Milletlerin gelişmesinin ve insan odaklı yönetiminin önündeki en büyük engel sistem, adalet, hukuk sorunudur. Yani ülkeyi ve milleti kimin idare ettiği değil, nasıl idare ettiği sorunudur. Türk demokrasisini bekleyen tehlikelerden biri de otoriter yönetime dönüşme riskidir. Örgütleme sürecini tamamlamamış tüm toplumlarda yaşanan otoriter yönetimlere dönüşme riski ülkemiz içinde geçerlidir. Toplum tümüyle örgütlenmediği sürece de bu risk her zaman mevcut olacaktır.

Türkiye'de huzur, kalkınmışlık, barış, demokrasi herkesin arzusu. Toplumunda şucu-bucu, şu- bu partiden yana olma yerine gerçek demokrasiden, demokratikleşmeden yana olma ve onun mücadelesini vermek her şeyden önemlisi… Bunu kavradığımız ve gerçekleştirdiğimiz ölçüde dostluğu, hür ve mutlu olma, huzurlu yaşama, dirliği-birliği sağlama yollarını yakalayabiliriz.

Bütün siyasi partilerimizin gündeminde yer alan “Yeni Anayasayı” oluşturma sözü çok önemlidir. Bu gün karşılaştığımız birçok problemlerin çözüm anahtarı, uzlaşma zemini cumhuriyetin kuruluş temellerinde mevcuttur. Ülkemizin karşılaştığı problemlerin çözüm anahtarı cumhuriyetin esaslarında saklıdır. Anayasa çalışmalarına ışık tutacak bir “Milli Mutabakat Belgesi” için birinci meclisi kuran çalışmalar ve Peygamberimizin Medine sözleşmesi gözden geçirilmelidir.

İçinde bulunduğumuz hassas süreç dikkate alınarak herkesin kanunlara riayet etmesi ve daha sorumlu davranması gerekir. Ülkede düşmanlarımız öyle bir zihin kontrolü yapmışlar ki, Türkiye'deki terör sorunu, Kürt sorunu haline getirilmiştir.

Bir sorun varsa, çözüm için birden fazla plan olması gerekir. Yoksa siz olayları yönetemezseniz, yönetilirsiniz. Bizim meselemiz Kürt-Türk, alevi-sünni, gerici-ilerici meselesi, ırkçılık; Kürtçülük, Türkçülük meselesi değildir. Bu topraklarda yaşayan, bu devletin vatandaşı, bu milletin bireyleri olanların ortak yaşayış ve birlikte menfaatleşmeleridir. Hayatımızdan, yaşadıklarımızdan şikâyet edersek edelim, birliğimiz olmazsa dirliğimiz de olmayacağını anlamalıyız...

Bu milletin asırlara yön veren bir medeniyet modeli ve devlet geleneği, tecrübesi vardır. Türk Milleti; ırk, dil, din, mezhep, sosyo-ekonomik durum, felsefi inanç ve buna benzer hiçbir ayrım söz konusu olmadan, bu toprakları vatan yapmak üzere emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşını el ve gönül birliğiyle vererek, vatanın tapusunu kanıyla yazanların ortak adı, müşterek çatısıdır. 77 milyon Türk milletinin, batı ve ABD nin ihanet projelerine verilecek ne bir karış toprağı ne feda edilecek tek bir vatandaşı, ne de 91. yılında Cumhuriyeti oluşturan değerlerin bir kısmından vazgeçme, geriye gitme, asla söz konusu olamaz! ABD nin çıkarları ve açılım uğruna Cumhuriyetimizin kazanımlarından, özünden taviz verilemez.

Siyasi hesaplar bir tarafa bırakılıp ülkenin birliği için çalışılmalıdır. Bugünkü tabloyu doğru okuyarak, olguyu akılcı bir şekilde ve bu süreci iyi yönetmek sadece bir parti veya grubun değil, tüm ülke insanı ve milletin makûs talihi için önemlidir.

Türk milleti Tarih boyu birçok badireler yaşadı ve halen yaşamaya devam ediyor. Ne var ki, 16 imparatorluk 200 e yakın devletler kurmuş devlet geleneği ve tecrübesine sahip yüce Türk milleti düştüğü yerden kalkıp dik durmaya devam edecektir. Türkiye yerli projeleri, maddi ve manevi potansiyeliyle yeniden tarihteki ihtişamını yakalayacaktır. Türk-Kürt kardeşliği Ortadoğu'daki bütün engelleri aşacak, kimse bu birlikteliğin karşısında duramayacaktır!

Bu toprakları canla kanla vatan yapmış, 1000 yıldır etle tırnak gibi kardeş olmuş fertleriyle, kaderde, kıvançta, tasada müşterek, farklılıkları ortak değerler potasında eritip insani, sosyal, hukuksal yapısıyla taçlandıran, dostlara mutluluk, düşmanlara endişe kaynağı olan Türkiye cumhuriyeti devleti kuruluş hedef ve idealinden sapmamalıdır.

Türk Milletinin arkasında binlerce şehidin kanı, mücadelesi, emeği vardır. Bu milletin adı 1000 yıldır Türk Milletidir. Hangi din ve ırktan gelirse gelsin bütün Türkiye Halkının “ortak adı” (üst Kimlik) Türk milletidir. Tek Millet, Tek Devlet ve Tek bayrak statüsünden vazgeçmeyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyüme yolunda yeniden yapılanarak yürüyecektir. Hakk'a dayanan; İnsanın, eşyanın ve hayatın kanunlarının ifadesi olan Büyük Barış Medeniyetimiz yeniden oluşacaktır. Bunu birliktelikle başaracağız…

Cumhuriyetin kazanımlarının iyi korunması, cumhuriyetin önündeki engellerin kaldırılması ve cumhuriyeti geliştirecek demokratik, sosyal hukuk devletinin çerçevesi yeni anayasayla iyi belirlenmeli, anayasa taslağı sağlam zemine oturtulmalıdır… Reform adı altında keyfi uygulamalardan uzak, tüm toplum katmanlarını kucaklayacak ve tasvip görecek hukuk kurallarının taslağı hazırlanmalıdır. Siyaseti geliştirme, sosyal barışı ve huzuru sağlamak için adil, sosyal hukuk devleti olma, demokrasiyi geliştirme ve yaşatma projeleri hayata geçirilmelidir.

Cumhuriyet Bayramını kutlarken bizlere bu cennet vatanı emanet eden, canlarını veren aziz şehitlerimizi rahmet-gazilerimizi minnetle anıyor, cumhuriyet bayramımızın ilelebet yaşamasını daha nice bayramlara sevinçle, mutlulukla ve onurla ulaşılması candan diliyorum.

Yorum Ekle

Yorumlar